sigmund freud-sanat ve sanatçılar üzerine/ dostoyevski

freud bu eserinde shakespeare’in venedik taciri’nden michelangelo’nun musa heykeline kadar uzanan geniş bir içerik sunuyor bizlere, hepsi üzerine yazıp çizebilmeyi ve öğrendiklerimi daha unutulmaz kılabilmeyi istiyorum; belki hepsiyle ilgili bir şeyler yazmak mümkün olmayacak, ama özellikle dostoyevski hakkındaki kısımdan bahsetmesem olmazdı…

ilginçtir, freud, dostoyevski’yi ‘sanatçı, nevrozlu, ahlakçı ve suçlu’ olarak dört cepheye böler. ‘shakespeare’i hiç aratmayacaktır.’ der onu çözümlemeye çalışmadan önce. freud, onu sevgi dolu yüreğine, iyi kişiliğine karşın, aynı zamanda ahlaksız biri olarak da tanımlar, yapıtlarındaki tüm o ahlaksız tiplemeler varken dostoyevski ahlaklı biri olabilir mi hem? (freud buna hayır diyor olsa bile, ben şüpheyle yaklaşmaya devam ediyorum..) 

freud, dostoyevski’nin nevrotik olduğunu da savunur. evet, o bambaşka bir dünyanın insanı gibidir, nevrozlarda da rastlanan kimi özellikleri bünyesinde barındırır, bir de üstüne epilepsi hastasıdır! yine de, bunlar onun nevrozu olduğuna dair tam bir kanıt vermez bizlere. dostoyevski’nin epilepsisi üzerinde çokça durulan kısımlardan biri. çocukluğundaki nöbetlerin büyük bir kısmının ölüm korkusundan kaynaklandığıyla ilgili bulgular ilginçtir(ve bunun baba nefretine dayandırılması da..) freud istisnasız her sanatçının analizinde baba nefretine, oedipus’a odaklanmıştır tahmin edebileceğiniz gibi, ama dostoyevski’de babaya duyulan hislerin yansımaları daha belirgindir. dostoyevski, sibirya sürgünü sırasında babasının ölüm haberini almış, ve belki bundan ötürü suçluluk duymuştur. küçüklüğünden beri ona karşı hissettiği şeyler, belki ölümünün onu üzmemesi kendisini suçlu görmesine ve sebepsiz yere-bir siyasal suç- çektiği ceza zamanlarında kendisini suçlu hissetmesine sebep olmuştur. gariptir, dostoyevski sürgün anılarından söz ettiği kitabında kahramanını-hatta bir nevi kendisi- bir baba katilinden seçmiştir. karamazov kardeşler’deki baba katilinin ‘sara hastası ve nevrotik’ karakteri de önemli bir noktadır. ayrıca çoğu eserine yansıyan kumar tutkusuna kendisi de sahiptir-ki bir şeye bu denli bağlı olmak da nevroz belirtisi olabilmektedir.- “önemli olan oyunun kendisiydi” diye tanımlanabilecek dereceye gelmiş bir tutkuydu dostoyevski’ninkisi.

tüm bu psikolojik incelemeler en sevdiğim yazarlardan birine olan bakışımı çokça etkiledi. kimi eserleri büyük bir sevgiyle okusak da, onların altında yatan gerçekler üzerine o kadar düşünmüyoruz; bu çözümlemelerden sonra anlamaya çalışmak için daha da fazla uğraşmak istediğimi fark ettim, bir eseri geri planda yatan ayrıntıları bilerek okumak çok farklı çünkü. kitaptan bazı kesitler:

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s