anı kompartımanı

Tren kompartımanlarından birisi.. Eski püskü herhangi bir tanesi. Herhangi bir adamın kafasını cama yaslayıp dışarıyı seyrettiği bir tanesi. Yığınla anının biriktiği milyonlarca kompartımandan yalnızca biri. Adamın trende ilk günü, ve daha şimdiden bu kompartımana çokça anı, düşünce ve hayal ekledi.

Tren ormanları, dereleri, tepeleri aştıkça adamın hatıraları da berraklaştı. Sabah güneşi yüzüne vurduğunda çocukluğuna döndü gülümseyerek. Denizin kenarında uçurtmasıyla koşturan bir çocuk vardı. Rüzgar çocuğa ve uçurtmasına dost olmuştu, kahkahalar rüzgara karışmıştı. Adamın kulağında çınladı o kahkahalar, yüzünde bir gülümseme oluştu o an. O sırada dışarıya dikti gözlerini, ilkbahar renkleriyle donanmış bir ormanın yanından geçiyorlardı. Ağaçlar yeni yeni çiçek açmış, meyveler tüm güzelliklerini sergilemek için bir an önce dışarı çıkmayı bekliyorlardı. Çocukluktan tam olarak çıkabilmeyi de bu meyveler kadar çok istemişti. Bir insan çocukluktan tam olarak ne zaman çıkar ki? Yaş mıdır bunun ölçütü, yahut bedensel ve zihinsel gelişim mi? Yaşanan olayların ağırlığı mı ya da? Kim bilir.. Belki de içinde bulunduğumuz dönemleri geride bırakıp yeni ve bambaşka bir döneme girme gibi bir şey yaşamıyoruzdur. İnsanoğlu çocukluğa yeni bir halka ekliyordur belki de ‘gençlik’ diye mesela, sonra ‘olgunluk’ diye, ve bunlar durmadan birikiyordur. 60 yaşındayken ihtiyarlığın yanında çocukluğu da taşıdığını düşünmezdi yoksa insan herhalde.. Çocukluktan çıkış olmasa bile herkesin ‘öyleymiş gibi’ hissettiği bir an vardır ama yine de. Yaşadığımız herhangi bir an bize artık çocuk değilmişiz gibi hissettirebilir.

Adamın aklına babasının öldüğü ve ülkede savaşın baş gösterdiği o sonbahar geldi. O günlerde yalnız çocukluğunu değil, ömrünün büyük bir kısmını  çoktan geçirmiş bir insan gibi hissetmişti. Ağabeyi savaşa katılmak için evden ayrılacağı gün çocuğa(?) ‘geri döneceğim..’ demişti. Bir daha da görmedi onu, hatta şimdi yüzünü bile hatırlayamadığını fark etti. Sadece sesi, kapının önünde duran silüeti, ve o sözler vardı; ‘geri döneceğim.’ Bir de annesinin her gece ağladığını duyup kendisinin de sessizce odasına koşup ağladığı günleri hatırlıyordu..

Adam gözlerini bir süreliğine kapatıp bekledi. Onca güzel anısı varken aklına hep daha üzücü olanları getiriyordu nedense. Yağmur başlamıştı, tren hızla akan bir derenin yanından geçiyordu. Adam ölen eşini ne kadar özlediğini düşündü. Her şeyi paylaşabildiği, o kadar çok sevdiği bir insanı erkenden kaybetmeseydi her şey daha güzel olabilirdi diye düşündü. Belki bu kompartımanda tek başına oturmayacaktı, o da olacaktı yanı başında. Uzun bir süresini gerçekten de çok yalnız hissederek geçirmişti adam, sonra bu duruma da alıştı, bunun hayatın kaçınılmaz bir yanı olduğunu kabullendi. Olgunluğa eriştiği anlardan biri de buydu belki de. Hava yavaş yavaş kararıyordu, adam ölümü düşünmeye başladı ister istemez. Ölüm onu ne zaman bulacaktı acaba, ya sonrası ne olacaktı…Kim bilir, kim bilebilir ki. Derken adamın gözleri kapandı yavaşça. Kompartıman tüm bunlara şahitlik etti, tüm o anıları içine hapsetti bir yandan da.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s