çocuğun minik beyaz aynası

ilkokulluydum, kaygısızdım, ve haftasonu öğlenlerinde yapmayı en çok sevdiğim şey, aynayla etrafa ışık yansıtmaktı. 

tüm aile bireyleri evdeyken, kahvaltı henüz yeni yenmişken; çocuk ellerini yıkar yıkamaz minik beyaz aynasını bulur, yatağına uzanır ve odasının içini tamamen dolduran ışık huzmelerini dağıtmaya koyulurdu. o bir ışık yolcusuydu, ışık hızıyla seyehati keşfetmiş bir gelecek astronotuydu. güneş’ten daha güçlü, ay’dan daha cesurdu, ve o an, orada, çocuk tüm zorluklara göğüs gerebileceğine emindi.

odasının tavanında dolaşan minik ışık, koridorun en ucuna nasıl da hızla geçiyordu. çocuğun tek yaptığı aynayı birazcık yana kaydırmaktı oysa ki. ablası odaya girdi mi işin eğlencesi daha da artardı, -belki biraz kötü bir çocuk olduğunu düşüneceksiniz ama- ablasının yüzüne aynayı doğrultur ve onun kaçışını izleyip kocaman gülerdi.

sonra yatağının üstüne çıkıp, zıplardı boyuna. elastik bir gezegen keşfetmişti ya, üstünde zıplarken kilometrelerce uzağa uçup geri dönme eğlencesini kaçıramazdı asla. sonra yatağından aşağı zıplar, elinde aynasıyla koridorda koştururdu çocuk. ışıklar her yöne dağılır, o da durmadan gülerdi.

saatlerce süren bu haftasonu eğlencesi, çocuğun muhtemelen hayatındaki en güzel anlar olacaktı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s