saat gibi tıkır tıkır işler evren, peki ya insan?

yüzlerce farklı mekanizmayı, farklı yapıyı oluşturan insanoğlunun en önemli keşfinin ‘saat’ olduğu söylense ne derdiniz? belki ilk biraz garipserdiniz. fakat sürekli bir düzen içinde devir değiştiren pinyonlar, çarklar, durmadan devam eden tik taklar.. evet, bunları hatırladığınızda fark edersiniz; ihtişamlı bir yapısı vardır saatin. gayet düzenli, belirgin mekanizmasına rağmen gizemli gelir aynı zamanda. tıpkı ne gibi? evren mi, neden olmasın?

saatlerin altın devirlerine adım attıkları, çeşit çeşit üretildikleri 17.yy’da, insanlar bu gizemli yapıya daha da dikkatle bakmaya çabaladılar. ve kimileri saatlerle evreni bağdaştırmayı düşündü. o mekanik yapı üzerinden, uçsuz bucaksız evrenin anlaşılabileceğini savundu kimisi. descartes, kepler, boyle… bu isimler mekanik görüşü, evrenin ardından insana da kattılar, ve ardından beden-ruh problemi daha da çok sorgulanır hale geldi. insanının tıpkı saatin çarkları gibi çalışan zihnini, bedenini öne sürerek ‘mekanik insan’ şeklindeki görüşü ortaya atanlar dahi oldu.

kuşkusuz ‘mekanik insan’ görüşünün oluşmasında teknolojik gelişmelerin payı büyüktü. hesap makinesinin mucidi charles babbage’a baktığımızda, aslında onun yalnızca hayatımızı kolaylaştıran bir şey icat ettiğini söyleyemeyiz mesela. bu icat, yapay zekayı gösterebilen bir mekanizmayı kurma ve insan düşüncesini taklit etme girişimi içerisindeki ileriye dönük büyük bir hamledir. bu hamle de felsefeyi, psikolojiyi derinden etkilemiştir. ‘insan zihni de kontrollü bir makineden ibaret olabilir mi?’ sorusu yerleşmiştir bir kere insanların kafasına. babbage’a araştırmalarında çokça yardım eden ada lovelace da unutulmaması gereken bir diğer isim. bu icadın felsefi boyutunu fark ederek bunun üzerine yazan ilk kişidir kendisi.

peki insan cidden saat gibi mi işler? bilmem,kim bilebilir ki? fakat bunun üzerine düşünüyorken, kendimi hiç de bir ‘otomatmış’ gibi hissetmiyorum. belki bencilim, yahut da bilinç, farkındalık bir şeyleri etkiliyor. cidden o kadar mekanik, basit bir yapıya sahip olamazmışız gibi geliyor tüm düşüncelerimizi, duygularımızı gözden geçirdiğimizde. bunların da programlı olmadığı ne malum peki? bilmiyorum… aslında başlık evrenin saat misali işlediğini kabul eder gibi olmuş, fakat daha insanı bile bilmezken evreni nasıl anlamlandıralım ki? bu tam tersine dönmeli öyleyse; “saat gibi tıkır tıkır mı işler insan? peki ya evren”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s