amin maalouf-ölümcül kimlikler

​ölümcül kimlikler, sonsözünde ”torunum bir yetişkin olup da günün birinde rastlantıyla aile kitaplığında bu kitabı keşfettiğinde biraz sayfalarını karıştırsın, biraz göz atsın, sonra omuz silkerek ve büyükbabasının zamanında hala böyle şeylerin konuşulmasına ihtiyaç duyuluşuna hayret ederek hemen aldığı tozlu yere geri koysun.” şeklinde bir cümle olan amin maalouf kitabı. peki gelecekte neyin değişmesini, nelerin konuşulmaya bile değmeyecek hale gelmesini istiyor maalouf? bunların en başında neredeyse her insanın içinde bulunduğu kimlik çatışması geliyor. bizler aidiyetlerimizi tam olarak farkedemiyoruz; değişen dünyaya göre herhangi birini öne çıkardığımız, bazı aidiyetlerimizi sindiremediğimiz oluyor. bazen de diğer insanların sahip olduğu kimlik özelliklerini yargılayabiliyoruz. çoğumuz bunların yanlışlığını bildiğimizi sansak da uygulayamıyoruz ne yazık ki. bu kitapsa biraz olsun farkına varmayı sağlıyor. amin maalouf kendi yaşantısından ve geniş tarih bilgisinden yaralanarak güçlendiriyor yazılarını ve semerkant, doğu’nun limanları gibi harika kitapları nasıl yazdığına şaşırmıyorsunuz bu denemeleri okurken. aynı zamanda küreselleşmeyi, birkaç yüzyıldır batıdaki üstünlüğün nedenlerini, diğer uygarlıkların durumunu da çok güzel irdeliyor. şaşırtıcı olansa bu kitabın 1998’de yazılmış olması ve o zamandan bu yana en küçük yol katedemememiz..


”ama bizler, hepimiz, sanki bu böyle değilmiş gibi davranıyoruz. kolayına kaçıp birbirinden farklı insanları aynı kefeye koyuyoruz, gene kolaylık olsun diye onlara cinayetler, toplu eylemler, ortak görüşler yüklüyoruz. “sırplar katliam yaptı”, “ingilizler yağmaladı”, “yahudiler el koydu”, “siyahlar ateşe verdi”, “araplar reddediyor”. filan ya da falan halk hakkında “çalışkan”, “becerikli”, ya da “tembel”, “kuşku verici”, “sinsi”, “kibirli” ya da “inatçı” diyerek duygusuzca yargılarda bulunuyoruz ve bu da kimi zaman kanla sona eriyor. ”

bir de kitapta minik bir detay ilgi çekici geldi. maalouf kendi kimlik aidiyetlerinden bahsederken şöyle yazıyor: ‘kimliğimden başka aidiyetler de sıralayacak mıyım? türk olan büyükannemden, mısır marunisi kocasında ve ben doğmadan çok önce ölen ve bana şair, özgür düşünce sahibi, belki de mason ama her halükarda büyük bir kilise karşıtı olduğu anlatılan büyükbabamdan söz edecek miyim? moliere’i arapçaya ilk çeviren ve bunu bir osmanlı sahnesinde oynatan büyük büyük dayıma kadar uzanacak mıyım?” bu cümlenin ardından okuyucu ‘ahmet vefik paşa amin maalouf’un dayısı mıymış?!” diyerek biraz şaşırabiliyor..

Reklamlar

amin maalouf-ölümcül kimlikler” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s