ray bradbury-uğursuz bir şey geliyor bu yana

uğursuz bir şey geliyor bu yana(something wicked this way comes), yorumlarını okumadan önce bilimkurgu ağırlıklı olduğunu düşündüğüm, öyle olmadığını anlayınca şaşırtan fakat en küçük hayal kırıklığına uğratmayan bir ray bradbury eseri. zaten okuyucu bradbury’nin ”çekinme, gir içeri.. uğursuz bir şey, upuzun bir yoldan senin için geldi.” sözlerini görünce en ufak tereddüt etmeden okumaya başlıyor. çimlerin üzerinde oturan will ve jim’in yanına gidiyor sessizce, görünmez bir şekilde maceralarında onlara eşlik ediyor. dostluklarını, şehre gelen lanetli karnavalı, resimli adamın kötülüklerini, karnavalda chopin’in ölüm marşı aracılığıyla insanların yaşlarını değiştiren atlıkarıncayı ve daha birçoğunu şaşkınlıkla izliyor. 


bir de bradbury bu romanında bambaşka bir dil kullanıyor sanki. okuduğum diğer romanlarında soyut kavramların, cansız varlıkların sesine, kokusuna bu kadar yer vermezdi. something wicked this way comes ise bunlarla dolu ve bradbury rüzgarın söylediklerini, zamanın sesini, ölümün ve gece 3’ün kokusunu anlatırken nasıl bizim hiç duyamadığımız şeyleri bu kadar iyi duyuyor diye düşünmeden edemiyor insan.

kitapta beni en çok etkileyen karakter will’in babası charles holloway. kendisi herkesin uykuya daldığı saatlerde kütüphaneye giden, huzuru orada bulabilen bir adam. ”dışarıdaki dünyada fazla bir şey olmuyordu. ama burada, bu özel gecede, tuğlaları kağıt ve deriden bir ülkede, herhangi bir şey olabilirdi, her zaman olurdu. dinleyin! ve on bin insanın sadece köpeklerin kulaklarını oynatacakları kadar yüksek sesle haykırdıklarını duyardınız..” diyen adam. kitabı okurken arada bir ‘acaba ray bradbury kendisinden yola çıkarak mı oluşturdu bu karakteri?’ demeden edemedim. kendisinin de kütüphane tutkunu olduğunu biliyordum çünkü, bir röpartajında ‘i discovered me in the library’ demiş bir insan kendisi. bunları düşününce hayalimdeki charles holloway’in ray bradbury’nin 50lerindeki hali olmaması imkansızdı.ray bradbury’de kendimi biraz olsun bulduğum gibi, charles’da da bulduğum için bu kadar sevdim sanırım onu, bilmiyorum..
jim ve will’i de neredeyse onun kadar sevdim, uzun zamandan sonra ilk kez onların dostluklarını görünce dostluğa özendim. kitabın sonlarına doğru jim’in will ve babasının çimlerde zıpladıklarını görünce verdiği tepkiden sonra kocaman bir gülümseme de benim suratımda oluştu. ”jim’in dudakları kıvrıldı, bir hayalet kahkaha attı. çünkü her şeye rağmen, gerçekten de orada ahmak will ve onun ahmak yaşlı temizlikçi babası, yüzlerinde bir şaşkınlıkla, goriller gibi tozla aşık atarak çayırda koşturuyorlardı.” sonrasında will jim’e sıkıca sarılıp ağlamaya başladığında evet ben de ağladım, sonra yine güldüler ve ben de güldüm. onlar beni hiç görmüyorlardı ama ben onlara aralarındaki 4. dost kadar yakındım, böyle güzel hissettiren bir kitaptı something wicked this way comes.. 

” ‘baba’ dedi, o kadar üzgün konuşma.
-ben mi? ben üzgün adamın ta kendisiyim. bir kitap okuyorum, üzülüyorum. bir film seyrediyorum, üzülüyorum. oyunlar mı? beni feci hırpalarlar.
‘seni üzmeyen’ dedi will, ‘herhangi bir şey var mı?’
-tek şey. ölüm.”

Reklamlar

ray bradbury-uğursuz bir şey geliyor bu yana” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s