sadık hidayet okumaya başlamak

sadık-hidayettumblr_ntnpyx609u1r1nd2yo1_500.jpg

iran edebiyatını araştırıyorsanız eğer; ömer hayyam’ı, füruğ ferruhzad’ı, samed behrengi’yi severek okuyorsanız, bir sonraki durağınızın ‘sadık hidayet’ olması muhtemeldir. ben de sadık hidayet’e bu isimlerin sonrasında rastladım, olması gerektiği gibi ilk karşıma çıkan kişilerden biri oldu ama yine de onu ilk öğrendiğim an garip geliyor bana. belki de onu araştırırken kitaplarından eklenmiş kesitleri görmek etkiledi beni, bilmiyorum. düşüncelerimi anlatıyordu çünkü, kafamda kurduğum şeyleri sadık hidayet’in birkaç cümlesinde gördüm ve kesin okuyacağım dedim.

“hiç kimse intihara karar vermez. intihar bazılarına mahsustur. onların yaradılışında vardır. herkesin yazgısı alnına yazılmıştır. intihar da bazı kimselerle birlikte doğmuştur. ben, yaşamı sürekli alaya aldım. dünya, tüm insanlar; gözümde bir oyuncak, bir rezillik, boş ve anlamsız bir şeydir. uyumak, bir daha uyanmamak istiyorum. rüya da görmek istemiyorum.”

“dünyada iki türlü insan vardır: çarpan, çarpılan. çarpılanlardan olmak istemiyorsan, başkalarını çarpmaya bak. fazla okumak lazım değil. insanı delirtir ve hayatın gerisinde bırakır. ama matematik dersinde dikkatli ol. dört işlemi bilmen yeter. para hesabını becerebilirsen kazıklanmazsın, anladın mı? hesap önemli; en kısa zamanda hayata atılman lazım. gazeteyi okuyabiliyorsun ya, kâfi. ticaret öğrenmeli, insanlarla muhatap olmalısın. beni dinlersen eğer, bir ton kitap okuyacağına, git ayakkabının bağını isporta tahtasına koyup sat, daha iyi. yüzsüz olmaya çalış; unutulma sakın! elinden geldiğince ortalarda boy göster. kendi hakkını al; küfürden, hakaretten yılma. lâf dediğin havada kalır. bu kapıdan kovulursan, öbür kapıdan gülümseyerek gir. anladın mı? yüzsüz, kaba ve cahil. bazen işlerin yolunda gitmesi için doğruymuş gibi davranmak gerekir. memleketimizin bugün böyle adamlara ihtiyacı var. günün adamı olmak lâzım. itikat, din, ahlâk, bunların hepsi lâf salatası. ama takiye yapmak gerek. çünkü halk için önemlidir. insanlara itikat gerek; yular takmak lâzım onlara. yoksa toplum dediğin bir engerek yuvasıdır; nereye elini soksan, sokarlar. insanlar itaatkâr, kaza ve kadere itikatlı olmalı ki sırtlarında güvende iş yapmak mümkün olsun. önemli olan yemek yemek, selam vermek, insanların arasına karışmak, kadınlara sırnaşmak, dansetmek, yapmacık yapmacık gülmektir. hele hele yüzsüz olmayı mutlaka öğren. bu devirde böyle şeyler geçerli olduğuna göre, ayak uydurmak lâzım.” gibi cümlelerden etkilenmemek zordu zaten..

nihayet bugün kör baykuş’u almaya gittim. kitapçıda bulamayınca orada çalışan birine sordum, kör baykuş deyince gülümsedi, bulmaya gitti kitabı. iki farklı yayınevinden çıkmıştı, elindeki behçet necatigil’in çevirisi olanı gösterip ‘bence bunu alın’ dedi, ben de behçet necatigil adını görünce tereddüt etmedim zaten. adam devam etti: ‘çevirileri de çok güzeldir, sözcükleri tam yerinde kullanır. ben de okudum kör baykuş’u, necatigil’in kızı vermişti bana bu kitabı..’ şaşırdım, aklına geleni söyleyebilen bir insan olsam birkaç şey sorardım kesin ama gerçekten mi gibi bir şeyler demekle yetindim. çok sonra o gülümsemede tonla hatıranın olabileceğini farkettim, keşke konuşabilseydim.. böyle işte, sadık hidayet’in daha okumaya başlamadan hissettirdikleri.. okuduktan sonra ne olacak kim bilir..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s